Nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2013 Cuma

90'ların yıldızı: G.Saray-Beşiktaş rekabeti

İki takım için 90lar'a damgasını vuran ekipler denebilir. 1990-2000 döneminde 11 yıl içinde Beşiktaş 4, Galatasaray 6 şampiyonluk almıştı. Hatta bu periyodu 3'e ayırabiliriz: Gordon Milne, Almanlar, -Feldkamp, Hollmann, Daum- ve Fatih Terim dönemleri. Bu dönemde oynanan maçların birçoğu şampiyonluk mücadelesini büyük ölçüde etkileyecek türdendi.

Beşiktaş'ın Milne dönemindeki 2. şampiyonluğunda (90-91) ligin düğümünü çözen maç Ali Sami Yen Stadı'nda oynandı. Beşiktaş ligin son 4 haftasına 1 puan önünde girmişti. İlk 5 dakikada 2-0 (Tanju Çolak ve Ulvi Güveneroğlu (k.k.)) geriye düştükten sonra toparlandı ve devre sonuna dek Ali Gültiken'in 2 golüyle beraberliği yakaladı. 73'te ise Feyyaz Uçar ertesi günün manşetlerini "Beşiktaş şampi..." haline getiren golü attı. ( http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=397&macId=65591 )

Ertesi sezon ise sondan bir önceki hafta iki ekip İnönü'de karşılaştı. Yenilgisiz lider Beşiktaş 3 kere yenik duruma düştüğü iddiasız G.Saray karşısında 3 kez eşitliği yakalayıp 82. dakikada Mehmet Özdilek'in golüyle 4-3 öne geçiyor ve bu skorla şampiyonluğunu matematiksel olarak ilan ediyordu. ( http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=397&macId=61752 ) Bu maçta ağır bir sakatlık geçiren Ali Gültiken sahalardan uzun bir süre uzak kaldı ve işin açıkçası 94-95 sezonundaki dönemsel performansı hariç eski formuna pek ulaşamadı.

92-93 sezonunun 14. haftasında Beşiktaş'ın ligdeki 48 maçlık yenilgisizlik sürecinin bittiği karşılaşma oynandı. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=54087 ) Bu maçta sakatlanan Okan Buruk 4 gün sonra takımının Roma maçında sahada yer alamadı. O dönemin bir G.Saray yöneticisi "keşke bu maçın ertelenmesini isteseydik de Okan sakatlanmasaydı" demecini vermişti. Bu maçta forma giyen ve kırmızı kart gören Muhammet Altıntaş için ise bu maç kariyerinin son lig maçı oldu, zira bu maçtan kısa bir süre sonra ciddi bir trafik kazası geçirdi ve futbolu bırakmak zorunda kaldı. Aynı sezonun 29. haftasındaki (sondan bir önceki hafta) karşılaşmaya takımlar aynı puanda girdi. Maç 1-1 biterken, G.Saray Falco ile bir penaltı atışını değerlendiremedi. Beşiktaş ise son dakikada yakaladığı fırsattan Ali Günçar ile yararlanamadı. Bu maçta her iki takımın 11 numaralı formasını alışılmışın dışında defans oyuncuları Mert Korkmaz ve Ali Günçar giydi. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=57643 )

1992 yılındaki TSYD Kupası maçında Beşiktaş'ın yeni transferi Fani Madida G.Saray'a gol atmıştı. (TSYD Kupası maçları her ne kadar resmi maç olmasa da bir hazırlık maçından çok daha fazlasıydı) 1993 yılındaki TSYD Kupası maçında ise G.Saray'ın yeni transferi Kubilay Türkyılmaz ilk maçında golle buluşuyordu.

1993-94 sezonunda ligin ilk yarısındaki maç normalde Ali Sami Yen Stadı'nda planlandığı halde, G.Saray'ın Manchester United'ı elemesi sonrası stad Şampiyonlar Ligi'ne hazırlanıyordu. Bu sebepten ligin ilk yarısındaki maç  İnönü'de, 2. yarısındaki maç ise Ali Sami Yen Stadı'nda oynandı. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=51804 ve http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=57643 )
Not: Her ne kadar bu linklerde her iki maç da Ali Sami Yen Stadı'nda oynandığı belirtilse de dönemin gazete arşivleri incelendiğinde ilk maçın İnönü'de oynandığı görülecektir.

1994-95 sezonunda ligin ilk yarısındaki maç da bazı ilkleri barındırdı. İlk kez bir derbi maçı yalnızca şifreli kanaldan yayınlandı. (Cine 5) Ayrıca bu maçla birlikte tribünlerde taraftarların sayıca yarı-yarıya yer alma uygulaması sona erdi ve Ali Sami Yen Stadı'nda Beşiktaş taraftarına kısıtlı bir alan ayrıldı. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=47984 )

1996-2000 döneminde bu sefer G.Saray'ın  kazandığı 4 şampiyonluğun 3'ünde ligin düğümünün çözüldüğü maç İnönü'deki derbiler oldu. 96-97 sezonunda son 5 haftaya G.Saray'ın 5 puan üstünlüğüyle girildi. 30. dakikada Amokachi'nin golüne 86.dakikada Hagi'nin penaltısıyla cevap veren G.Saray avantajını devam ettirdi. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=43729 )
98-99 sezonunda bu sefer son 4 haftaya 5 puan önde giren G.Saray maçtan Okan Buruk ve Mehmet Özdilek'in karşılıklı golleri sonucu istediğini alan taraftı. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=36138 )
1999-2000'de ise dramatik bir maç vardı: son 6 haftaya 6 puan geride giren Beşiktaş Mehmet Özdilek ile öne geçse de bitime 10 dakika kala Halilagiç'in geri pasında Fevzi'nin topu ıskalaması sonucu rakibine yaklaşma şansını kullanamadı. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=31491 )

2002-03 sezonu ilk yarısında G.Saray'ın 25 maçlık ligde iç saha galibiyet serisini bozan İbrahim Zülümez'in golüyle rakibini yenen Beşiktaş oldu. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=15380 ) 33. haftada ise Beşiktaş 5 puan önde başladığı maçı Sergen Yalçın'ın son dakika golüyle kazanarak şampiyonluğa ulaştı. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=17004 )

2004-05 sezonunda İnönü Stadı'nın tadilatı ve kapasitesinin artırılması sonrası oynanan ilk maçtan 0-0 beraberlik çıkarken, Hakan Şükür'ün penaltısını Murat Şahin kurtardı. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=8223 )

2005-06 sezonunda 16. haftada G.Saray'ın Beşiktaş'ı 3-2 yendiği maçta Beşiktaş'ın 2 golünü atan İbrahim Toraman kariyerinde 2. kez bir süper lig maçında 2 gol atıyordu. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=6014 )

2006 yılında oynanan Süper Kupa maçında Beşiktaş'a o yaz transfer olan Mert Nobre ilk resmi maçında G.Saray'a golünü atıyor ve 1-0'lık skorla kupayı kazanan Beşiktaş oluyordu.

2007-08 sezonunun başında G.Saray bir önceki sezonun sonunda verilen 5 maç seyircisiz oynama cezasını çekti. Ligin ilk yarısında oynanan G.Saray-Beşiktaş karşılaşması yakın geçmişte iki takım arasında oynanan tek seyircisiz maç oldu.

21 Haziran 2012 Perşembe

15 Haziran 2012 Cuma

Nostalji: İsveç-İngiltere Euro92

Bu akşamki İsveç-İngiltere maçı öncesi Euro92'deki İsveç-İngiltere maçı. O turnuvada da İsveç, İngiltere ve Fransa aynı gruptaydı...


8 Haziran 2012 Cuma

Euro 96'dan kalan damak tatlarından: Rusya-Çek Cumhuriyeti


Kaynak: http://www.uefa.com/MultimediaFiles/Photo/competitions/Comp_Matches/01/72/82/10/1728210_w2.jpg
     
    İlk defa katıldığımız Euro 96’da ilk 2 maçı kaybettikten sonra gruptan çıkma şansını yitirmiş ve 3. maça Danimarka karşısına prestij için çıkmıştık. Maçta yediğimiz 3 golle turnuvayı puansız kapattık. Arif Erdem’in ağlara gönderdiği top bir an olsun sevindirirken, hakemin ofsayt düdüğü turnuvada gol sevinci yaşayamıyoruz düşüncemizi pekiştiriyordu. Maçı 3-0 kaybettik ama takımımız en azından bir şampiyonaya katılmıştı. Bu düşünceler eşliğinde turnuvada C grubunun son maçları için dakikaları geriye doğru sayıyorduk aynı gün. O ana dek grupta Almanya 2 maçta 6 puan toplarken, Çek Cumhuriyeti ve İtalya 3’er puanda, Rusya ise puansızdı. Hayatımda o ana dek ilk kez karşılaştığım 2li averaj uygulaması bana ayrı bir heyecan sunuyordu zira Çek Cumhuriyeti ,İtalya’yı yendiği için 2 takımın da beraberliği Çeklere yarıyordu. Bunun dışındaki sonuçlarda ise İtalyanlardan fazla puan almaları gerekiyordu. (Bir de Almanların 4 veya daha fazla mağlubiyeti de eklenebilir).
    İtalya ve Almanya –grubun 2 majör takımı- son maçta karşı karşıya gelince doğal olarak oraya ilgi daha fazlaydı. Daha 9.  dakikada Zola’nın penaltısı vuruşu kaleci Köpke tarafından kurtarılırken, maç genelde İtalya baskısı altında geçti. 59’da Strunz’un gördüğü kırmızı kart bu baskıyı daha da yoğun kılan bir etkendi. Fakat diğer taraftaki maç adı –görece- küçük ama git-gelleriyle daha bir enteresandı. 
    Maçın başında Suchoparek ve Pavel Kuka ile Çekler 2-0 öne geçmişti bile. Pavel Kuka için bir not: O sezon oynadığı Kaiserslautern 2. lige düştü  ve Euro 96’daki başarılı performansına rağmen 2.ligde Kaiserslautern’de devam etmiş ve takımıyla sezon sonunda yeniden 1. lige çıkmıştı. 2. yarıya Rusya çok hızlı girdi ve Mostovoi ve Tetradze ile beraberliği yakaladı. Bu sonuç Çeklere (İtalya’nın da berabere kalması şartıyla) yetse de 5 dakika kala –ismini yazım kulavuzuna bakmadan yazamadığım- Beschastnykh uzaklardan kaleci Petr Kouba’yı avlıyordu. (Beschastnykh sonraları 2003’te Fenerbahçe’ye de geldi ama performansı pek iyi olmadı) Aslında bu gol Rusya’yı ümitlendiriyor zira son 5 dakikada Almanya’nın ve Rusya’nın atabileceği 1er gol Rusları çeyrek finalist yapabilirdi. Çek Cumhuriyeti’ne de gol lazımdı ve Smicer’in 88.dakikada golü ile turu atlayan takım oluyordu zira İtalya-Almanya maçı da 0-0 bitti. (Smicer 3-3 biten Milan-Liverpool geri döünüşünde de bir gol attı) 
   Maçın gollerinin kaydını bizim spikerimizin –ki yanlış hatırlamıyorsam Okay Karacan anlatmıştı- anlatımıyla bulamadım. Bu yüzden gollerin videosunu yabancı bir kaynaktan edindim.
Kaynaklar: