Spor Toto Süper Lig (STSL) statüsünde (Resmi ismi: Süper Lig Müsabakaları Statüsü) Play-Off maçları sonunda oluşabilecek puan eşitliği durumunda uygulanacak eşitlik bozma yöntemleri açıklanmış. Buna göre (TFF resmi internet sitesinden alınmış hali ile)
2 takımın puanlarının eşitliği halinde:
I. Kendisine yarım puan eklenen takım varsa bu takım sıralamada bir altta yer alacaktır.
II. Bu durum söz konusu değil ise, takımların Lig Grubunda ve Play-Off Gruplarında birbiriyle oynadıkları toplam 4 müsabakadaki puan üstünlüğüne bakılır.
III. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan eşitliği varsa, kendi aralarındaki bu müsabakalardaki gol averajına bakılır. Kendi aralarındaki maçlarda atılan gollerde eşitlik varsa, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmaz.
IV. Takımların kendi aralarındaki Lig Grubu ve Play-Off Grupları müsabakalarında puan ve gol eşitliği devam ediyorsa, 34 hafta oynanan Lig Grubundaki puan sıralamasında üstte olan takım üstte yer alacaktır.
2. maddedeki aralarında oynanan 4 maçta alınan puanlar kısmı için şöyle bir örnek düşünelim:
14. Hafta: Galatasaray-Fenerbahçe 3-1 (oynandı)
31. Hafta: Fenerbahçe-Galatasaray 0-1 (varsayım)
Play-Off: Galatasaray-Fenerbahçe 0-1 (varsayım)
Play-Off: Fenerbahçe-Galatasaray 1-0 (varsayım)
Bu durumda aralarındaki bu 4 maçt sonunda Galatasaray ve Fenerbahçe 6’şar puan alır. G.Saray +1 averajla F.Bahçe’nin (-1 averaj) üzerinde yer alır.
Ancak Statünün 3. maddesinin 7. kısmında şu cümle geçiyor:
(7) Play-Off müsabakalarına katılma hakkını elde eden takımlar, Play-Off Gruplarına 34 haftalık Lig Grubunda elde ettikleri puanların yarısı ile başlarlar. Lig Grubunda elde edilen puanların yarısının buçuklu olması halinde bu puana yarım puan eklenir.
Bu cümleden yola çıkarak nasıl ki Play-Off’a puanların yarısı taşınıyorsa, 2li averaj hesabında da yarısı taşınabilir mi sorusu aklımı karıştırıyor. Eğer öyleyse, yukarıda verdiğim örnekte Galatasaray toplamda 3 puan alırken Fenerbahçe 6 puan alıyor ve puan eşitliği noktasında avantaj sağlıyor. Yani kuralın farklı yorumlanması sonucunda farklı sonuçlar ortaya çıkabilir. Hukukçu değilim ama bir hukukçunun bu noktasını değerlendirip itiraz etmesi ihtimal dâhilindedir. Verdiğim, (GS-FB) bir örnekti ve diğer takımlar arasında da oluşabilir.
Federasyonun bu noktaya açıklık getirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Avrasya Maratonunda AKUT Sizin Hayat Nefesiniz
7 Mart 2012 Çarşamba
5 Mart 2012 Pazartesi
Bilerek görülmüş kart= yerinde yapılmış faul
Alex’in G.Birliği önünde gördüğü sarı kartla önceki haftalarda gördüğü 3 sarı kartın silinmesi, takip eden haftada oynanacak Ankaragücü maçında cezalı olması ve 2 hafta sonraki G.Saray maçında cezasını tamamlamış halde sahaya çıkabilecek olması gündemin ana tartışma maddelerinden. Konuyu tartışma tarafına getiren etken ise Alex’in kartı bilerek gördüğünün iddia edilmesi ve bu sebeple TFF’nin sezon başındaki talimata eklediği madde dolayısıyla (ceza sınırında olan oyuncunun bilerek kart görmesi durumunda 2 maç ceza verilmesi) G.Saray maçında oynamaması gerektiğinin savunulmasıdır.
Meseleye bakış açısı taraflara göre değişmekle birlikte Alex’in bu hareketi bilerek yapması (bilerek yapmışsa) aslında sahalarımızda “bilerek” yapılan birçok ihlalden çok farklı değil kanımca. Bir taraftarın, tuttuğu takımın, ani atakla karşı karşıya kaldığında oyuncusunun yaptığı faule, “yerinde yapılmış bir faul” ve/veya “yerinde görülmüş bir sarı kart” dediğine çokça şahit oldum. Bana kalırsa buradaki iki konu birbirine “bilerek yapılan ihlal” noktasında çok benziyor. Aynı no'lu maddeler birbirinin eşleniğidir.
1-) Örneğin eksik yakalandığınız bir hızlı hücumu orta sahada kesmezseniz, rakip takım tehlikeli bir atak gerçekleştiriyor ve bu da sizin gol yeme oranınınızın daha fazla olması demek.
2-) Atağı kestiğinizde kısa vadede kendi takımınıza zarar ediyorsunuz: Rakip takım serbest vuruş kullanıyor ve bir oyuncunuz sarı kart görüyor. (bir çok spikerin de özellikle Avrupa maçlarında bu hareketi onaylayan sözleri var)
3-) Uzun vadede ise size bir avantaj sağlıyor zira savunmanız yerini alabiliyor.
4-) Bunun yanında serbest vuruş sonrasında gol yemeyeceğinizin de bir garantisi yok. Alex’in gördüğü sarı kartı da bu açıdan inceleyelim. (Sarı kartı bilerek gördüğünü varsayacağım)
Alex'in durumu:
1-) Öncelikle 3 sarı kartı var ve Galatasaray maçında oynamaması durumunda F.Bahçe önemli bir gücünden yoksun olması yani kaybetme ihtimalinin daha fazla olması durumu mevcut.
2-)Burada sarı kartı görerek bir önceki örnekte olduğu gibi kısa vadede dezavantajlı oluyor: G.Birliği maçında sarı kartla oynuyor ve Ankaragücü maçında takımıyla sahaya çıkamıyor.
3-) Fakat uzun sürede kendisine avantaj sağlıyor ve G.Saray maçında sahaya çıkıyor.
4-) Ancak bunda da Alex’li F.Bahçe’nin galip geleceğinin garantisi yok.
Bu 2 olayın karşılaştırılamayacağını, zira birinin futbolun içinde diğerinin ise dışında olduğunu düşünenler olabilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken nokta eylemlerin “bilerek” yapılmış olmasıdır. Faul dediğimiz şey bence topu kazanmak isterken “yanlışlıkla” rakibe sert girmektir. Bu yüzden bilerek yapılmış hareket ne kadar oyun içinde olursa olsun bana göre Alex’in bilerek sarı kart görmesinden farklı değildir. Biri suçsa/hataysa diğeri de öyledir. Veya ikisi de değil.
Meseleye bakış açısı taraflara göre değişmekle birlikte Alex’in bu hareketi bilerek yapması (bilerek yapmışsa) aslında sahalarımızda “bilerek” yapılan birçok ihlalden çok farklı değil kanımca. Bir taraftarın, tuttuğu takımın, ani atakla karşı karşıya kaldığında oyuncusunun yaptığı faule, “yerinde yapılmış bir faul” ve/veya “yerinde görülmüş bir sarı kart” dediğine çokça şahit oldum. Bana kalırsa buradaki iki konu birbirine “bilerek yapılan ihlal” noktasında çok benziyor. Aynı no'lu maddeler birbirinin eşleniğidir.
1-) Örneğin eksik yakalandığınız bir hızlı hücumu orta sahada kesmezseniz, rakip takım tehlikeli bir atak gerçekleştiriyor ve bu da sizin gol yeme oranınınızın daha fazla olması demek.
2-) Atağı kestiğinizde kısa vadede kendi takımınıza zarar ediyorsunuz: Rakip takım serbest vuruş kullanıyor ve bir oyuncunuz sarı kart görüyor. (bir çok spikerin de özellikle Avrupa maçlarında bu hareketi onaylayan sözleri var)
3-) Uzun vadede ise size bir avantaj sağlıyor zira savunmanız yerini alabiliyor.
4-) Bunun yanında serbest vuruş sonrasında gol yemeyeceğinizin de bir garantisi yok. Alex’in gördüğü sarı kartı da bu açıdan inceleyelim. (Sarı kartı bilerek gördüğünü varsayacağım)
Alex'in durumu:
1-) Öncelikle 3 sarı kartı var ve Galatasaray maçında oynamaması durumunda F.Bahçe önemli bir gücünden yoksun olması yani kaybetme ihtimalinin daha fazla olması durumu mevcut.
2-)Burada sarı kartı görerek bir önceki örnekte olduğu gibi kısa vadede dezavantajlı oluyor: G.Birliği maçında sarı kartla oynuyor ve Ankaragücü maçında takımıyla sahaya çıkamıyor.
3-) Fakat uzun sürede kendisine avantaj sağlıyor ve G.Saray maçında sahaya çıkıyor.
4-) Ancak bunda da Alex’li F.Bahçe’nin galip geleceğinin garantisi yok.
Bu 2 olayın karşılaştırılamayacağını, zira birinin futbolun içinde diğerinin ise dışında olduğunu düşünenler olabilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken nokta eylemlerin “bilerek” yapılmış olmasıdır. Faul dediğimiz şey bence topu kazanmak isterken “yanlışlıkla” rakibe sert girmektir. Bu yüzden bilerek yapılmış hareket ne kadar oyun içinde olursa olsun bana göre Alex’in bilerek sarı kart görmesinden farklı değildir. Biri suçsa/hataysa diğeri de öyledir. Veya ikisi de değil.
3 Mart 2012 Cumartesi
3 Mart 2012 MP Antalyaspor-Samsunspor (2002'nin rövanşı mı)
Antalyaspor ile Samsunspor ligin 30. haftasında karşılaşıyor. Samsunspor için çok kritik bir maç olmakla birlikte Antalyaspor için de bir rahatlama arayışı niteliğinde. Bu maçı görünce aklıma 2001-02 sezonu geldi. Ligin 33. haftasına Çaykur Rize, Samsunspor ve Antalyaspor 34'er puanla 15, 16 ve 17. sırada girdiler. O hafta Samsunspor, Antalyaspor'u 2-0 yenerek ligin bitimine 1 hafta kala 2. lige gönderdi ve kendisi de son hafta öncesi rahatladı. Acaba bu maçta da bunun tersi bir durum oluşur mu?
24 Şubat 2012 Cuma
Ligde Kalma Puanı Kaç Olur? (27.Hafta)
Öncelikle kolaylık olması açısından güncel puan cetvelini önümüze koyalım.
Cetvelde bir puan barajı belirleyelim. Mesela 7.sıradan itibaren 17. sıraya kadar tüm takımları düşme adayı olarak, Ankaragücü'nün ise düştüğünü varsayalım. (varsayımlar "matematik" derslerindeki ispatlarda kullanılırdı, birden çağrıştırdı) Bu takımların kalan maçları sonunda ligde kalmak için en az kaç puanla ligi bitirmeleri gerektiğini hesaplayacağız. Hesaplama yapılırken küme düşme hattının en üstünde yer alan takımın (16.sıradaki) en fazla puana sahip olmasını hedef olarak belirleriz. Bu yüzden de temelde bu takımların kendi aralarında oynayacağı maçların sonuçlarında en doğru kombinasyonu bulurken 2 yöntemle 2 ayrı puan değerine ulaşılıyor.
1-Öncelikle bu takımların ligde ilk 6 sırada oynayan takımlardan hiç puan alamayacağının ve Ankaragücü ile oynanacak maçlardan 3'er puan alınacağının öngörüldüğü hesabı yaptığımızda:
- Manisaspor 38 puanla 17. bitiriyor.
- Eskişehirspor, Antalyaspor, Gaziantepspor, Orduspor ve Samsunspor 41 puanla bitiriyorlar. 5li averajda en alt sırada kalan takım Antalyaspor ligden düşüyor. Yine de bir takımın 42 puan alması gerekir ki bu konuda kafası rahat olsun.
Ligin ilk 6 sırasındaki ekipler ise bu puanı yakaladılar.
2- Bu yöntemde ise 7-17.sıralardaki takımların ilk 6 sıradaki takımları ve Ankaragücü'nü yendiklerini düşünüyoruz. Bu durumda ise:
- Samsunspor: 32 puanla 17.sırada yer alırken
- Eskişehirspor, İstanbul BŞB, Antalyaspor ve Kayserispor 47 puanla sıralanıyorlar. 4lü averaj sonunda ise İstanbul BŞB 16. sırada yer alıyor.
Ligin ilk 6 sırasındaki ekipler ise aralarında oynayacakları maçlar sonucunda bu puanın üzerinde yer alabiliyorlar.
Sonuç olarak an itibariyle 48 puanı yakalayan takım matematiksel olarak düşmemeyi garantiliyor. Bu değer muhtemelen haftalar ilerledikçe düşer.
Not: Yılmaz Vural hoca da Sakayaspor'un başına geçtikten bir hafta sonra ligde kalmak için gerekli puan tahminini yapmış.
Cetvelde bir puan barajı belirleyelim. Mesela 7.sıradan itibaren 17. sıraya kadar tüm takımları düşme adayı olarak, Ankaragücü'nün ise düştüğünü varsayalım. (varsayımlar "matematik" derslerindeki ispatlarda kullanılırdı, birden çağrıştırdı) Bu takımların kalan maçları sonunda ligde kalmak için en az kaç puanla ligi bitirmeleri gerektiğini hesaplayacağız. Hesaplama yapılırken küme düşme hattının en üstünde yer alan takımın (16.sıradaki) en fazla puana sahip olmasını hedef olarak belirleriz. Bu yüzden de temelde bu takımların kendi aralarında oynayacağı maçların sonuçlarında en doğru kombinasyonu bulurken 2 yöntemle 2 ayrı puan değerine ulaşılıyor.
1-Öncelikle bu takımların ligde ilk 6 sırada oynayan takımlardan hiç puan alamayacağının ve Ankaragücü ile oynanacak maçlardan 3'er puan alınacağının öngörüldüğü hesabı yaptığımızda:
- Manisaspor 38 puanla 17. bitiriyor.
- Eskişehirspor, Antalyaspor, Gaziantepspor, Orduspor ve Samsunspor 41 puanla bitiriyorlar. 5li averajda en alt sırada kalan takım Antalyaspor ligden düşüyor. Yine de bir takımın 42 puan alması gerekir ki bu konuda kafası rahat olsun.
Ligin ilk 6 sırasındaki ekipler ise bu puanı yakaladılar.
2- Bu yöntemde ise 7-17.sıralardaki takımların ilk 6 sıradaki takımları ve Ankaragücü'nü yendiklerini düşünüyoruz. Bu durumda ise:
- Samsunspor: 32 puanla 17.sırada yer alırken
- Eskişehirspor, İstanbul BŞB, Antalyaspor ve Kayserispor 47 puanla sıralanıyorlar. 4lü averaj sonunda ise İstanbul BŞB 16. sırada yer alıyor.
Ligin ilk 6 sırasındaki ekipler ise aralarında oynayacakları maçlar sonucunda bu puanın üzerinde yer alabiliyorlar.
Sonuç olarak an itibariyle 48 puanı yakalayan takım matematiksel olarak düşmemeyi garantiliyor. Bu değer muhtemelen haftalar ilerledikçe düşer.
Not: Yılmaz Vural hoca da Sakayaspor'un başına geçtikten bir hafta sonra ligde kalmak için gerekli puan tahminini yapmış.
Fikstür Avantajı 27. Hafta 2011-12
27. Hafta itibariyle oluşan projeksiyon hesabı aşağıdadır. Hesaplama yöntemi http://mucahitsarnik.blogspot.com/2011/12/fikstur-avantaj-17-hafta-2011-12.html adresinde açıklanmıştır. Takımların kategorileri performanslarına göre güncellenmiştir. Ayrıca Ankaragücü'nün içinde bulunduğu durumdan ötürü geçmiş maçları dikkate alınmayıp, rakiplerine kalan maçlar için 3 puan öngörülmüştür.
10 Şubat 2012 Cuma
Play-Off'umsu Haftalar ve 1992-93
2011-12 sezonunda ilk 6 sıradaki takımlar Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor, G.Birliği ve Sivasspor şeklinde sıralanıyor. Fikstüre bakıldığında:
Beşiktaş, Sivasspor, G.Birliği, Galatasaray ve Trabzonspor birbirini takip ediyor. Bir diğer deyişle ligdeki takımlar maçlarını bu sırayla oynuyor. Bir de fikstürde her sezon bir joker takım olur. Her takım belirli bir sırayla maçlarını yaparken sıra kendine geldiği haftada bu joker takımla karşılaır. Ligde bu seneki joker takım da Fenerbahçe. (Örnek: Takımlar bu sezon Beşiktaş'tan sonra Sivasspor ile oynuyor. Sivasspor, 26. haftada Beşiktaş ile oynadıktan sonra 27. haftada sıra kendisine geliyor. Kendisinin yerine joker takım Fenerbahçe ile oynuyor)
Sezonun 8.(25.) haftasından itibaren 16.(33.) yani sondan 1 önceki haftaya kadar yukarıda saydığım 6 takımın en az 2'si karşı karşıya geliyor. Bu dönemde her hafta en az 1 maç, bazen 2 maç, hatta 29. haftada 3 adet maç ilk 6 takım arasında oynanıyor. Bu durumda normal lig sezonunun son haftasına kadar devam eden bu sürece "Play-off'umsu" haftalar tanımını yapmak yanlış olmaz.
Bu tablonun bir benzeri ise seneler önce, 1992-93 sezonunda, yaşanmıştı. O dönem ligde 16 takım yer aldığından toplam 30 hafta oynanıyordu ve 6.(21.) haftadan 14.(29.) haftaya (yine sondan 1 önceki) kadar ilk 6 arasındaki mücadeleyi izlemiştik. O dönem ligi ilk 6 sırada bitiren takımlar (ki o sezon 5. haftadan itibaren bu takımlar 6. sıradan aşağıya düşmedi):
Trabzonspor, Bursaspor, Fenerbahçe, Kocaelispor ve Beşiktaş fikstürde birbirini takip ediyordu. Galatasaray ise fikstürün joker takımı idi. 92-93 ve bu sezonki maçların programını aşağıda bulabilirsiniz.
Beşiktaş, Sivasspor, G.Birliği, Galatasaray ve Trabzonspor birbirini takip ediyor. Bir diğer deyişle ligdeki takımlar maçlarını bu sırayla oynuyor. Bir de fikstürde her sezon bir joker takım olur. Her takım belirli bir sırayla maçlarını yaparken sıra kendine geldiği haftada bu joker takımla karşılaır. Ligde bu seneki joker takım da Fenerbahçe. (Örnek: Takımlar bu sezon Beşiktaş'tan sonra Sivasspor ile oynuyor. Sivasspor, 26. haftada Beşiktaş ile oynadıktan sonra 27. haftada sıra kendisine geliyor. Kendisinin yerine joker takım Fenerbahçe ile oynuyor)
Sezonun 8.(25.) haftasından itibaren 16.(33.) yani sondan 1 önceki haftaya kadar yukarıda saydığım 6 takımın en az 2'si karşı karşıya geliyor. Bu dönemde her hafta en az 1 maç, bazen 2 maç, hatta 29. haftada 3 adet maç ilk 6 takım arasında oynanıyor. Bu durumda normal lig sezonunun son haftasına kadar devam eden bu sürece "Play-off'umsu" haftalar tanımını yapmak yanlış olmaz.
Bu tablonun bir benzeri ise seneler önce, 1992-93 sezonunda, yaşanmıştı. O dönem ligde 16 takım yer aldığından toplam 30 hafta oynanıyordu ve 6.(21.) haftadan 14.(29.) haftaya (yine sondan 1 önceki) kadar ilk 6 arasındaki mücadeleyi izlemiştik. O dönem ligi ilk 6 sırada bitiren takımlar (ki o sezon 5. haftadan itibaren bu takımlar 6. sıradan aşağıya düşmedi):
Trabzonspor, Bursaspor, Fenerbahçe, Kocaelispor ve Beşiktaş fikstürde birbirini takip ediyordu. Galatasaray ise fikstürün joker takımı idi. 92-93 ve bu sezonki maçların programını aşağıda bulabilirsiniz.
3 Şubat 2012 Cuma
Beşiktaş veya Trabzonspor Finale Kadar Giderlerse
Not: Bu yazı 3 Şubat 2012 Cuma günü yayınlanmış olup, yaygın medyada (gazete ve çeşitli haber sitelerinde bundan 5 gün sonra 8 Şubat 2012 Salı günü yer almıştır. Aşağıdaki bilgiler kendi incelemelerim sonucu sitede yayınlanmıştır)
TFF'nin 2011-12 sezonu planlamasında 34. hafta 8-9 Nisan günlerine planlanıyor. 40. haftanın ise 13 Mayıs'ta oynanacağı söyleniyor. Bu durumda 35-40. haftalar arasındaki 6 maçın 5 haftaya sığabilmesi için Play-Off ligi maçlarının 1 haftasının hafta içi oynanması gerekiyor. Yani muhtemel bir derbi maçı yine hafta içi oynanabilir.
Lig statüsünde Türkiye Kupası finalinin 40. haftadan sonra oynanacağı açıklanmıştı ve kupa finalinin ardından da Avrupa Ligi'ne gidecek 3. takımı belirlemek için Play-Off'lar arası karşılaşması var. (Üst Play-Off 4.sü ile alt Play-Off'un 1.si arasında) Son maçın oynanma tarihini 22-23 Mayıs olarak öngörebiliriz. (EURO2012 düzenlendiğini de düşünürsek kanımca geç bir tarih. Bilgi için: Avrupa'da en son biten lig İsviçre Ligi (22 Mayıs), diğer büyük ligler daha önce bitiyor.)
Planlamanın çizelgeye dökülmüş hali aşağıdadır.Tabi Beşiktaş ve Trabzonspor'un Avrupa'dan erken elenmesi durumunda Ziraat Türkiye Kupası maçlarının birturunun öne çekilmesi mümkün olabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

