Galatasaray grupta son maçlar öncesinde Şubat ayında mücadele etmeyi garantiledi. Bunun hangi kulvarda olacağı ise 5 Aralık Çarşamba akşamı belli oluyor. Şampiyonlar Ligi'ne kalması durumundaki rakipler kimler olabilir:
Galatasaray, CL'ye devam etmesi durumunda grupta 2. sırada yer alacağı için kendi grubu dışındaki grupların 1.'leriyle karşılaşabilecek. Barcelona, Dortmund ve Malaga şu an gruplarını lider bitirmeyi garantileyen 3 takım. Bunun dışındaki gruplarda:
A Grubu: Porto 11, Paris Saint-Germain 10 puanda ve son maçta 2 ekip Paris'te karşılaşıyor.
B Grubu: Schalke04 11, Arsenal 10 puanda. Schalke04, Montpellier deplasmanında. Arsenal ise Olympiakos ile Atina'da oynuyor. Eşit puanla bitirmeleri durumunda ikili averaj Almanlar'dan yana.
E Grubu: Shaktar 10, Juventus 9 puanda ve 2 ekip Torino'da karşılaşıyor.
F Grubu: Bayern Münih ve Valencia 10'ar puanda. Bayern Münih BATE Borisov'u ağırlarken, Valencia Lille deplasmanında. İkili averaj Bayern Münih lehine.
(5. maçlarda oluşan sıralama sonrası muhtemel rakipler koyuyla yazılmıştır)
Avrasya Maratonunda AKUT Sizin Hayat Nefesiniz
4 Aralık 2012 Salı
15 Kasım 2012 Perşembe
Kupa Statüsü Net Değil mi?
Son 5 senede 4 farklı statüde oynanan Ziraat Türkiye Kupası bu sezon 5 eleme turu, grup aşaması, yarı final ve final aşamalarından oluşuyor. Kupada şu ana dek ilk 3 tur sona erdi ve 4. tur kuraları 16 Kasım'da çekiliyor. Bu turda daha önceki turdan gelen 27 takıma, bu sezon ülkemizi Avrupa’da temsil eden/etmiş 5 takım da katılıyor ve takım sayısı 32 oluyor. Eleme ve grup aşamalarında seribaşı uygulaması mevcut ve seribaşı takımların nasıl belirlendiği statüde belirtilmiş durumda. 4. tur için ele alındığında statüde 3. maddedeki D fıkrasının 2. bendinde yer alan ifade şu şekilde:
Seri başı olacak 16 (on altı) takım öncelikle
1. 2012-2013 sezonunda yer aldıkları ligler,
2. ardından 2011-2012 sezonu baz alınarak Play-Off dereceleri,
3. eşitliğin devam etmesi halinde Futbol Müsabaka Talimatı’nda puan eşitliği halinde uygulanacak esasların göz önüne alınması suretiyle belirlenir.
Bu kriterlere göre yapılan sıralamada ilk 16 (on altı) sırada yer alan takımlar seri başı olur ve kalan 16 (on altı) takım ile eşleşir. (Numaralandırmayı daha rahat anlaşılması adına kendim ekledim)
Buradan da anlaşılacağı üzere öncelikle takımların bu sezon yer aldığı ligler dikkate alınıyor. Şu anda Spor Toto Süper Lig’den 14 takım kupaya devam ediyor ve bu takımlar seribaşı listesine giriyor. PTT 1. Lig’den ise 9 takım var (Adanaspor, K.Erciyesspor, Tavşanlı Linyitspor, Göztepe, Gaziantep Büyükşehir Belediyespor, Manisaspor, Ankaragücü, 1461 Trabzonspor, Şanlıurfaspor) ve kalan 2 kontenjan için sıralanmaları gerekiyor. Burada 2. maddeye geçiliyor ve “Play-Off dereceleri” ibaresi dikkate alınıyor. Buna bakmadan önce 3. turda ne olduğu incelenirse::
3. tur seribaşı listesi açıklanırken geçen sezon 1.Lig’den düşen Sakaryaspor, Güngörenspor ve Giresunspor seribaşı olamazken Spor Toto 2. Lig’de Play-Off oynayan Fethiyespor, Bugsaşspor, Bozüyükspor, Balıkesirspor ve Bandırmaspor seribaşı idi. Buradan çıkardığım sonuca göre “ligde Play-Off oynayan takımlar, o lige düşmüş takımlardan önde yer alıyor”
Aynı mantıkla geçen sezon Play-Off’a kalan Adanaspor da 4. turda öne çıkıyor. Bunun dışında geçen sezon PTT 1. Lig’deki sıralamaya göre yukarıdan aşağıya K.Erciyesspor, Tavşanlı Linyitspor, Göztepe ve Gaziantep Büyükşehir Belediyespor şeklinde bir sıralama elde ediliyor. Ancak burada –bana göre- net olmayan nokta geçtiğimiz sezon bu ligde olmayıp, küme düşme veya üst kümeye terfi etme yoluyla gelen Manisaspor, Ankaragücü, 1461 Trabzonspor ve Şanlıurfaspor’un durumları. Zira bu takımların seribaşı belirlenirken ne şekilde değerlendirildiği ve elde ettiği sıralama derecesi net değil. Sonuçta puan eşitliği durumunda futbol müsabaka talimatı geçerli deniyor ancak takımların farklı liglerde aldığı sonuçları karşılaştırmak da pek doğru değil. Futbol Federasyonu yaptığı açıklamada Adanaspor ve K.Erciyesspor’u seribaşı takımlar gösterdi
Bu konuyla ilgili Futbol Federasyonu’ndan bir yetkili ile yaptığım görüşmede kendisine bu durumun nasıl ele alındığını sordum. Aldığım cevap ise özeten şöyle:
Statüde seribaşı belirleme sürecinde bir önceki sezona ait sıralama dikkate alınıyor ve bu sezon o lige düşmüş veya yükselmiş takımlar sıralamanın sonunda yer alıyor. Örneğin geçen sezon PTT 1. Lig’e düşen Manisaspor, yine geçen sezon bu ligi 14. sırada bitiren ve kupada hala mücadele eden Gaziantep Büyükşehir Belediyespor’dan daha geride kabul ediliyor. Aynı durum Ankaragücü, 1461 Trabzonspor ve Şanlıurfaspor için de geçerli.
Açıkçası aldığım cevap kafamdaki “neden K.Erciyesspor (hatta Adanaspor) seribaşı da Manisaspor ve Ankaragücü değil” sorusunun cevabını tam olarak gidermedi. Statü daha açık bir şekilde yazılıp bu soru işaretleri oluşmasa daha iyi olurdu düşüncesindeyim.
Seri başı olacak 16 (on altı) takım öncelikle
1. 2012-2013 sezonunda yer aldıkları ligler,
2. ardından 2011-2012 sezonu baz alınarak Play-Off dereceleri,
3. eşitliğin devam etmesi halinde Futbol Müsabaka Talimatı’nda puan eşitliği halinde uygulanacak esasların göz önüne alınması suretiyle belirlenir.
Bu kriterlere göre yapılan sıralamada ilk 16 (on altı) sırada yer alan takımlar seri başı olur ve kalan 16 (on altı) takım ile eşleşir. (Numaralandırmayı daha rahat anlaşılması adına kendim ekledim)
Buradan da anlaşılacağı üzere öncelikle takımların bu sezon yer aldığı ligler dikkate alınıyor. Şu anda Spor Toto Süper Lig’den 14 takım kupaya devam ediyor ve bu takımlar seribaşı listesine giriyor. PTT 1. Lig’den ise 9 takım var (Adanaspor, K.Erciyesspor, Tavşanlı Linyitspor, Göztepe, Gaziantep Büyükşehir Belediyespor, Manisaspor, Ankaragücü, 1461 Trabzonspor, Şanlıurfaspor) ve kalan 2 kontenjan için sıralanmaları gerekiyor. Burada 2. maddeye geçiliyor ve “Play-Off dereceleri” ibaresi dikkate alınıyor. Buna bakmadan önce 3. turda ne olduğu incelenirse::
3. tur seribaşı listesi açıklanırken geçen sezon 1.Lig’den düşen Sakaryaspor, Güngörenspor ve Giresunspor seribaşı olamazken Spor Toto 2. Lig’de Play-Off oynayan Fethiyespor, Bugsaşspor, Bozüyükspor, Balıkesirspor ve Bandırmaspor seribaşı idi. Buradan çıkardığım sonuca göre “ligde Play-Off oynayan takımlar, o lige düşmüş takımlardan önde yer alıyor”
Aynı mantıkla geçen sezon Play-Off’a kalan Adanaspor da 4. turda öne çıkıyor. Bunun dışında geçen sezon PTT 1. Lig’deki sıralamaya göre yukarıdan aşağıya K.Erciyesspor, Tavşanlı Linyitspor, Göztepe ve Gaziantep Büyükşehir Belediyespor şeklinde bir sıralama elde ediliyor. Ancak burada –bana göre- net olmayan nokta geçtiğimiz sezon bu ligde olmayıp, küme düşme veya üst kümeye terfi etme yoluyla gelen Manisaspor, Ankaragücü, 1461 Trabzonspor ve Şanlıurfaspor’un durumları. Zira bu takımların seribaşı belirlenirken ne şekilde değerlendirildiği ve elde ettiği sıralama derecesi net değil. Sonuçta puan eşitliği durumunda futbol müsabaka talimatı geçerli deniyor ancak takımların farklı liglerde aldığı sonuçları karşılaştırmak da pek doğru değil. Futbol Federasyonu yaptığı açıklamada Adanaspor ve K.Erciyesspor’u seribaşı takımlar gösterdi
Bu konuyla ilgili Futbol Federasyonu’ndan bir yetkili ile yaptığım görüşmede kendisine bu durumun nasıl ele alındığını sordum. Aldığım cevap ise özeten şöyle:
Statüde seribaşı belirleme sürecinde bir önceki sezona ait sıralama dikkate alınıyor ve bu sezon o lige düşmüş veya yükselmiş takımlar sıralamanın sonunda yer alıyor. Örneğin geçen sezon PTT 1. Lig’e düşen Manisaspor, yine geçen sezon bu ligi 14. sırada bitiren ve kupada hala mücadele eden Gaziantep Büyükşehir Belediyespor’dan daha geride kabul ediliyor. Aynı durum Ankaragücü, 1461 Trabzonspor ve Şanlıurfaspor için de geçerli.
Açıkçası aldığım cevap kafamdaki “neden K.Erciyesspor (hatta Adanaspor) seribaşı da Manisaspor ve Ankaragücü değil” sorusunun cevabını tam olarak gidermedi. Statü daha açık bir şekilde yazılıp bu soru işaretleri oluşmasa daha iyi olurdu düşüncesindeyim.
Etiketler:
2012-13,
seribaşı,
Statü,
Ziraat Türkiye Kupası
11 Kasım 2012 Pazar
İki gün arayla maç olur mu/oldu mu?
14 Kasım'da saat 21.00'de Milli Takımımız Danmarka ile özel bir maç yapıyor. Spor Toto Süper Lig'in 12. hafta programını açıklayan Türkiye Futbol Federasyonu, bu milli maçtan 47 saat sonrasında (16 Kasım saat 20.00'ye) Galatasaray-Kardemir Karabükspor maçının oynanacağını belirtti. Bu kararın verilmesinde bu 2 takımın görüşü alındı mı bilmiyorum ancak yine de daha önce çok nadir yapılan bu uygulama kamuoyunda tartışılmaya namzet. Konuyla ilgili, Lig Radyo yayınına katılan Turgay Renklikurt'a görüşünü sorduğumda, bu durumun milli maçlara daha çok oyuncu veren ekibe rakibi karşısında dezavantaj getirdiğini söyledi. Ayrıca NBA'deki çalışma usulleriyle 2 günde bir maç oynanabilirken, Türkiye'deki metodların bu konuda yetersiz olduğunu belirtti. Bugüne dek 2 gün arayla maça çık oynanan dönemler de oldu. Şimdi bunları ve sebeplerini hatırlayalım:
15.09.1999 Çarşamba G.Saray-H.Berlin
17.09.1999 Cuma Adanaspor-G.Saray
20.10.1999 Çarşamba G.Saray-Chelsea
22.10.1999 Cuma Bursaspor-G.Saray
O dönemde Şampiyonlar Ligi grup maçları döneminde G.Saray'ın maçlarının bir çoğu Cuma gününe koyulmuştu. Açıkçası program açıklandığında ben de şaşırmıştım. En azından Çarşamba maçları sonrası neden Cumartesi değil sorusunu kendi kendime sormuştum.
19.09.2002 Perşembe AIK Solna-F.Bahçe
F.Bahçe-G.Saray
24.09.2002 Salı G.Saray-Barcelona
Gruplarda daha henüz ilk maçlar oynanmıştı ve doğal olarak G.Saray'ın iddiası devam ediyordu. O dönem TFF maçı 06.11.2002 tarihine erteledi. Hatta o dönem bir gazetede maçın 2 Avrupa Kupası maçı arasında 22.09.2002'de Pazar öğle 12.00'de mi oynanacak şeklinde bir haber yayınlanmıştı.
31.10.2002 Perşembe F.Bahçe-Panathinaikos
31.10.2002 Perşembe Alaves-Beşiktaş
F.Bahçe-Beşiktaş
06.11.2002 Çarşamba F.Bahçe-G.Saray
F.Bahçe-G.Saray derbisinin ertelenmesinin ardından diğer bir sorun F.Bahçe-Beşiktaş maçında oluşmuştu. Aslında maç için çok net bir tarih gözüküyordu: 2 maç arasında ortada yer alan 03.11.2002 Pazar günü. Ancak o gün ülkemizde genel seçim yapılıyordu ve TFF de bu maçı ligin 2. yarısının başına erteledi.
30.11.2006 Perşembe Celta Vigo-F.Bahçe
03.12.2006 Pazar F.Bahçe-G.Saray (19.00)
05.12.2006 Salı G.Saray-Liverpool
G.Saray, o sezon Şampiyonlar Ligi'nin 5. haftasında Bordeaux'ya 3-1 yenilerek iddiasını yitirince, TFF ertesi gün 16. haftanın programını açıkladı ve derbiyi Pazar akşamına koydu. Belki de G.Saray'ın iddiası devam etseydi ya maçı erteleyecekti ya da Pazar günü gündüz oynatacaktı.
02.12.2010 Perşembe CSKA Sofya-Beşiktaş
05.12.2010 Pazar Beşiktaş-Bursaspor (14.00)
07.12.2010 Salı Bursaspor-G.Rangers
Yine burada da Bursaspor'un son maç öncesi iddiası bitince TFF maçın o hafta oynanmasına karar verdi. Ancak bu sefer gündüz (2 takımın maçları arasındaki süre birbirine yakın olacak şekilde) oynandı. Belki de Bursaspor'un iddiası devam etse ertelenebilirdi ki daha Avrupa'da kuralar çekilip maç tarihleri belli olduğunda (maçtan yaklaşık 3 ay önce) maçın ertelenebileceğini blogumda yazmıştım. http://mucahitsarnik.blogspot.com/2010/08/besiktas-bursaspor-mac-ertelenecek-mi.html
15.08.2012 Çarşamba Avusturya-Türkiye
17.08.2012 Cuma Eskişehirspor-Akhisarspor
15.09.1999 Çarşamba G.Saray-H.Berlin
17.09.1999 Cuma Adanaspor-G.Saray
20.10.1999 Çarşamba G.Saray-Chelsea
22.10.1999 Cuma Bursaspor-G.Saray
O dönemde Şampiyonlar Ligi grup maçları döneminde G.Saray'ın maçlarının bir çoğu Cuma gününe koyulmuştu. Açıkçası program açıklandığında ben de şaşırmıştım. En azından Çarşamba maçları sonrası neden Cumartesi değil sorusunu kendi kendime sormuştum.
19.09.2002 Perşembe AIK Solna-F.Bahçe
F.Bahçe-G.Saray
24.09.2002 Salı G.Saray-Barcelona
Gruplarda daha henüz ilk maçlar oynanmıştı ve doğal olarak G.Saray'ın iddiası devam ediyordu. O dönem TFF maçı 06.11.2002 tarihine erteledi. Hatta o dönem bir gazetede maçın 2 Avrupa Kupası maçı arasında 22.09.2002'de Pazar öğle 12.00'de mi oynanacak şeklinde bir haber yayınlanmıştı.
31.10.2002 Perşembe F.Bahçe-Panathinaikos
31.10.2002 Perşembe Alaves-Beşiktaş
F.Bahçe-Beşiktaş
06.11.2002 Çarşamba F.Bahçe-G.Saray
F.Bahçe-G.Saray derbisinin ertelenmesinin ardından diğer bir sorun F.Bahçe-Beşiktaş maçında oluşmuştu. Aslında maç için çok net bir tarih gözüküyordu: 2 maç arasında ortada yer alan 03.11.2002 Pazar günü. Ancak o gün ülkemizde genel seçim yapılıyordu ve TFF de bu maçı ligin 2. yarısının başına erteledi.
30.11.2006 Perşembe Celta Vigo-F.Bahçe
03.12.2006 Pazar F.Bahçe-G.Saray (19.00)
05.12.2006 Salı G.Saray-Liverpool
G.Saray, o sezon Şampiyonlar Ligi'nin 5. haftasında Bordeaux'ya 3-1 yenilerek iddiasını yitirince, TFF ertesi gün 16. haftanın programını açıkladı ve derbiyi Pazar akşamına koydu. Belki de G.Saray'ın iddiası devam etseydi ya maçı erteleyecekti ya da Pazar günü gündüz oynatacaktı.
02.12.2010 Perşembe CSKA Sofya-Beşiktaş
05.12.2010 Pazar Beşiktaş-Bursaspor (14.00)
07.12.2010 Salı Bursaspor-G.Rangers
Yine burada da Bursaspor'un son maç öncesi iddiası bitince TFF maçın o hafta oynanmasına karar verdi. Ancak bu sefer gündüz (2 takımın maçları arasındaki süre birbirine yakın olacak şekilde) oynandı. Belki de Bursaspor'un iddiası devam etse ertelenebilirdi ki daha Avrupa'da kuralar çekilip maç tarihleri belli olduğunda (maçtan yaklaşık 3 ay önce) maçın ertelenebileceğini blogumda yazmıştım. http://mucahitsarnik.blogspot.com/2010/08/besiktas-bursaspor-mac-ertelenecek-mi.html
15.08.2012 Çarşamba Avusturya-Türkiye
17.08.2012 Cuma Eskişehirspor-Akhisarspor
24 Eylül 2012 Pazartesi
Hafta İçi Kupa Ekranı (25-27 Eylül 2012)
25 Eylül 2012 Salı
26 Eylül 2012 Çarşamba
14:30 Niğde Belediyespor-Beşiktaş LigTV 2
18:00 Dersimspor-G.Birliği LigTV 2
14:30 İstanbulspor-Kasımpaşa A Haber
15:30 Akhisar Bld-Aydınspor LigTV 2
18:00 Karabükspor-Gümüşhanespor A Haber / LigTV 2
20.30 MP Antalyaspor-Menemenspor A Haber / LigTV 2
27 Eylül 2012 Perşembe
01:10 Akhisar Bld-Aydınspor
A Haber (Bant)
14:30 Ankara Demirspor-SB Elazığspor A Haber
20:30 Mersin İY-Siirtspor A Haber
21 Eylül 2012 Cuma
Tribün Olayına Ceza Nasıl Olmalı?
Kadınlar-Çocuklar Stada Uygulaması
Yıllardan beri uygulana gelen cezalı takımların seyircisiz oynaması ve son 2 senede kadın ve çocukların alınması çokça tartışılıyor. Kadınların maçta çıkardıkların seslerin televizyondaki yankısı, kadınların ceza unsuru olarak görülmesi ve kadınların da zaman zaman küfür etmesi çokça eleştirildi. Konuya bir de taraftarlar açısından bakmak gerekir.
Sezon öncesi kombine satmak isteyen yönetimlerin ikna etme araçlarından birkaçı, "kombine alın, katkıda bulunun, kulüp daha iyi oyuncu alabilsin, daha büyük yıldızları izleyebilirsiniz" mesajlarıdır. Binlerce taraftar kombineleri alır, sezon başında ilan edilmiş hiçbir ceza yoktur, görünüşte her maça girebilir ve kendisinin de katkısıyla alınan yıldızları/değerleri izleyebilir. Gittiği maçlardan birinde hayatında hiç tanımadığı birileri küfür eder, taşkınlık yapar, olaylar çıkarır... vb. ve ardından gelen kararla efendi gibi maçını izleyen kişiye "sen bundan sonraki maça gelme ama senin paranla alınmış yıldızları, oluşturulan değeri başkaları gelecek senin koltuğunda bedavaya izleyecek" denir. Bu, "efendi gibi maç izleyen kombineli taraftarların" tamamının içini yakan bir durumdur.
Aslında bu uygulamada şöyle bir çelişki de var: "Taraftarların hiçbirisi maça gelmesin" mantığı, benim anladığım kadarıyla "kimin olay çıkardığını tespit edemiyoruz bu yüzden herkesi yasaklıyoruz" demektir. Madem tespit edilemiyor neden kadın ve çocukları alıyorsunuz ki? Veya diğer bir bakış açısıyla kadın ve çocukların olay çıkarmadığını tespit edebiliyorsanız, kimin çıkardığını da tespit edebilirsiniz.
Bir de konuda yorum yapan bazı kişiler "olay çıkartan kişileri aranıza almayın" tarzı yorum yapıyor. Büyükşehirlerde her gün aynı çatı altında yaşayan insanlar apartman komşularını tanımazken, 2 haftada bir kez topu topu 2 saat gördüğü insanları tanımasını nasıl beklersiniz? "Bu benim topum, oynatmam sizi" der gibi, bizim stadımız gelmeyin mi diyeceksiniz? Hatırlatayım serbest piyasa ekonomisindeyiz ve stada girişi yasak olmayan herkes "parasını verip bilet alabiliyor". Ne yani, efendi taraftarlar fazladan bilet alıp taşkınlık yapan kişilerin bilet almasının önüne mi geçsin? Bu yüzden tribünleri o kişilerden arındırın diye taraftara yük yüklemek anlamsız geliyor.
Seyircisiz maç uygulaması ne zaman biter
Yukarıdaki kısımda kadın ve çocukların cezalı maçlara alınmasını işlerken işin diğer bir boyutuna girelim. Seyircisiz maç uygulaması da yine kombine bilet sahibi taraftarı mağdur ediyor.
30 yaşındayım ve yaşadığım dönem itibarıyla "sıra dayağı"nın ne olduğunu gördüm ve yaşadım. Bizim nesil her ne kadar stadyumlardaki bu uygulamalara karşı olduğunu söylese de, çocukken yaşananlar, verilebilecek tepkileri engelliyor. Benden 7 yaş küçük kardeşim sıra dayağının sadece tanımını biliyor ama yaşamamış. Daha küçük kuzenlerimden bunun ne olduğunu bilmeyenler var. Muhtemelen öğrenmeyecek de. Yani onun yaşamında başkasının hatasının cezasını hep beraber çekmek gibi bir olgu yok. Onların nesli büyüdükçe, stadlara gitmeye başladıkça yapılan uygulamaları anlayamayacak, karşı çıkacak. Bu nesilden çıkacak hukukçular gerekli girişimleri yapacak ve belki de yine aynı nesilde yetişmiş TFF yetkilileri de bu uygulamaları saçma bulacak ve kaldıracaklar. Yoksa bizim ve bizden önceki neslin çok fazla harekete geçmesini beklemiyorum.
Ceza nasıl olmalı
Her ne kadar seyircisiz maç uygulamasına karşı olsam da, başka ceza şekli bulunamıyorsa TFF seyircisiz oynama cezasını en azından kombine sahibi taraftarı mağdur etmeyecek şekilde devam ettirebilir. Bu konuyu bundan 2.5 sene önce yazmaya çalıştım ve fikrim hala aynı:
Yıllardan beri uygulana gelen cezalı takımların seyircisiz oynaması ve son 2 senede kadın ve çocukların alınması çokça tartışılıyor. Kadınların maçta çıkardıkların seslerin televizyondaki yankısı, kadınların ceza unsuru olarak görülmesi ve kadınların da zaman zaman küfür etmesi çokça eleştirildi. Konuya bir de taraftarlar açısından bakmak gerekir.
Sezon öncesi kombine satmak isteyen yönetimlerin ikna etme araçlarından birkaçı, "kombine alın, katkıda bulunun, kulüp daha iyi oyuncu alabilsin, daha büyük yıldızları izleyebilirsiniz" mesajlarıdır. Binlerce taraftar kombineleri alır, sezon başında ilan edilmiş hiçbir ceza yoktur, görünüşte her maça girebilir ve kendisinin de katkısıyla alınan yıldızları/değerleri izleyebilir. Gittiği maçlardan birinde hayatında hiç tanımadığı birileri küfür eder, taşkınlık yapar, olaylar çıkarır... vb. ve ardından gelen kararla efendi gibi maçını izleyen kişiye "sen bundan sonraki maça gelme ama senin paranla alınmış yıldızları, oluşturulan değeri başkaları gelecek senin koltuğunda bedavaya izleyecek" denir. Bu, "efendi gibi maç izleyen kombineli taraftarların" tamamının içini yakan bir durumdur.
Aslında bu uygulamada şöyle bir çelişki de var: "Taraftarların hiçbirisi maça gelmesin" mantığı, benim anladığım kadarıyla "kimin olay çıkardığını tespit edemiyoruz bu yüzden herkesi yasaklıyoruz" demektir. Madem tespit edilemiyor neden kadın ve çocukları alıyorsunuz ki? Veya diğer bir bakış açısıyla kadın ve çocukların olay çıkarmadığını tespit edebiliyorsanız, kimin çıkardığını da tespit edebilirsiniz.
Bir de konuda yorum yapan bazı kişiler "olay çıkartan kişileri aranıza almayın" tarzı yorum yapıyor. Büyükşehirlerde her gün aynı çatı altında yaşayan insanlar apartman komşularını tanımazken, 2 haftada bir kez topu topu 2 saat gördüğü insanları tanımasını nasıl beklersiniz? "Bu benim topum, oynatmam sizi" der gibi, bizim stadımız gelmeyin mi diyeceksiniz? Hatırlatayım serbest piyasa ekonomisindeyiz ve stada girişi yasak olmayan herkes "parasını verip bilet alabiliyor". Ne yani, efendi taraftarlar fazladan bilet alıp taşkınlık yapan kişilerin bilet almasının önüne mi geçsin? Bu yüzden tribünleri o kişilerden arındırın diye taraftara yük yüklemek anlamsız geliyor.
Seyircisiz maç uygulaması ne zaman biter
Yukarıdaki kısımda kadın ve çocukların cezalı maçlara alınmasını işlerken işin diğer bir boyutuna girelim. Seyircisiz maç uygulaması da yine kombine bilet sahibi taraftarı mağdur ediyor.
30 yaşındayım ve yaşadığım dönem itibarıyla "sıra dayağı"nın ne olduğunu gördüm ve yaşadım. Bizim nesil her ne kadar stadyumlardaki bu uygulamalara karşı olduğunu söylese de, çocukken yaşananlar, verilebilecek tepkileri engelliyor. Benden 7 yaş küçük kardeşim sıra dayağının sadece tanımını biliyor ama yaşamamış. Daha küçük kuzenlerimden bunun ne olduğunu bilmeyenler var. Muhtemelen öğrenmeyecek de. Yani onun yaşamında başkasının hatasının cezasını hep beraber çekmek gibi bir olgu yok. Onların nesli büyüdükçe, stadlara gitmeye başladıkça yapılan uygulamaları anlayamayacak, karşı çıkacak. Bu nesilden çıkacak hukukçular gerekli girişimleri yapacak ve belki de yine aynı nesilde yetişmiş TFF yetkilileri de bu uygulamaları saçma bulacak ve kaldıracaklar. Yoksa bizim ve bizden önceki neslin çok fazla harekete geçmesini beklemiyorum.
Ceza nasıl olmalı
Her ne kadar seyircisiz maç uygulamasına karşı olsam da, başka ceza şekli bulunamıyorsa TFF seyircisiz oynama cezasını en azından kombine sahibi taraftarı mağdur etmeyecek şekilde devam ettirebilir. Bu konuyu bundan 2.5 sene önce yazmaya çalıştım ve fikrim hala aynı:
Öncelikle
cezalar için tutulan raporlar sezon sonuna kadar saklanmalı.(içinde bulunulan
sezonda ceza olmamalı) Sezon sonunda bütün dosyalar değerlendirilir ve her
takıma hakettiği ceza verilmelidir. Buradaki önemli nokta verilen cezaların bir
sonraki sezon aynı takımla oynarken çekilmesidir. Örnek: 2009-10 sezonunda
oynanan FB-GS maçındaki olaylar sebebiyle FB'ye 2 maç seyircisiz oynama cezası
verildi. Önerdiğim sistemde FB bu cezayı önümüzdeki 2 sezondaki GS maçlarında
çekmeli. Böylece kulüp 2 sezon boyunca en çok hasılat elde etmeyi öngördüğü maçlar için önlemlerini daha sıkı alabilir, taraftar da çok önemli gördüğü maçı izleyememe endişesiyle daha dikkatli davranır. Burdaki açık nokta olay çıkan maçtaki rakibin lig düşmesi/yükselmesi
veya ceza alan takımın sezon sonunda lig yükselmesi/düşmesidir. Bu durum
suistimale açık olacağı için (örneğin küme düşmesi kesin olan rakip önünde
sahaya madde yağdırmak) hak edilen cezanın 3 katı bir sonraki sezonun başına
eklenmelidir.
Yazıya ek: Bunun bir diğer getirisi de mağdur olan tarafın mağduriyetinin bir anlamda giderilmesi. Mesela 2010-11 G.Saray-F.Bahçe maçında kaleci Volkan'ın başına atılan şişeden dolayı G.Saray'ın sahası kapanmış ve bir sonraki maçta G.Saray-Trabzonspor maçı seyircisiz oynanmıştı. Yani mağdur F.Bahçe iken bu işten avantaj sağlayan Trabzonspor olmuştu. Önerdiğim yöntemle bu tezat da ortadan kalkmış olur.
Yazıya ek: Bunun bir diğer getirisi de mağdur olan tarafın mağduriyetinin bir anlamda giderilmesi. Mesela 2010-11 G.Saray-F.Bahçe maçında kaleci Volkan'ın başına atılan şişeden dolayı G.Saray'ın sahası kapanmış ve bir sonraki maçta G.Saray-Trabzonspor maçı seyircisiz oynanmıştı. Yani mağdur F.Bahçe iken bu işten avantaj sağlayan Trabzonspor olmuştu. Önerdiğim yöntemle bu tezat da ortadan kalkmış olur.
Bugünkü kurallarla tüm stadı efendi taraftarlar olarak kombine alarak doldursanız, deplasmana gelen rakip taraftarı güzelce ağırlasanız, yemek verip evinizde misafir etseniz ve stadda centilmence davransanız dahi deplasmandaki olaylardan dolayı o taraftarların cezalandırılma ihtimali mevcut.
Bu yüzden ceza sistemi deplasman maçları için de geçerli olmalı ve bir sonraki sezon söz konusu deplasmanı seyircisiz oynamalıdır. Örneğin G.Saray takımı taraftarı Kayserispor deplasmanında olay çıkarırsa bir sonraki Kayserispor deplasmanında misafir takım kısmı boş kalmalı. Bu durumda ev sahibi takımı hasılattan mağdur etmemek için şöyle bir yöntem uygulanabilir:
Bu yüzden ceza sistemi deplasman maçları için de geçerli olmalı ve bir sonraki sezon söz konusu deplasmanı seyircisiz oynamalıdır. Örneğin G.Saray takımı taraftarı Kayserispor deplasmanında olay çıkarırsa bir sonraki Kayserispor deplasmanında misafir takım kısmı boş kalmalı. Bu durumda ev sahibi takımı hasılattan mağdur etmemek için şöyle bir yöntem uygulanabilir:
Olay
çıkan maçta deplasman tribününe ayrılan seyirci sayısı ile o tribüne ait o
günkü maç bileti fiyatı çarpılmalı ve aradan geçen dönemdeki enflasyon oranıyla
da çarpılıp, bir sonraki sezon maçın oynandığı hafta rakip takıma verilmek
üzere federasyonun hesabına yatırılmalıdır. (Lig düşme/yükselme durumu oluşursa
sezon başlamadan aynı şekilde yatırılmalıdır)
Bu
sistemin getirileri aşağıdaki gibi olabilir:
1-
Sezon başı onca parayı verip kombine almış taraftar sezon başında kaç maça
gideceğini bilir halde olur. (Yazıya ek: Mesela 2012-13 sezonu başında F.Bahçe taraftarı kombine alırken bunu kısmen gördü -sezon içinde başka ceza almazsa-)
2-
Deplasmandaki taraftarın yaptığı eylemler yüzünden kombine bilet sahipleri
mağdur olmaz. (Şimdiki sistemde iç sahada hiçbir olay çıkarmadan maçların
tamamını seyircisiz oynama ihtimali var)
3-
Olaylarda mağdur olan takım ile cezanın çekildiği maç aynı olur. (Kimse
alakasız bir maçta olan olaylardan sorumlu olmaz)
4-
Derbilerde olay çıkma ihtimali azalır, kulüp yönetimleri önlemler konusunda çok
daha titiz olur çünkü bir sonraki sene başında satılan kombine biletin fiyatı
ve satılma oranı düşme tehlikesine girer.
18 Eylül 2012 Salı
Manchester United-Galatasaray (Full Maç)
1993 yılındaki Manchester United-Galatasaray maçının 90 dakikalık yayını.(ilk dakikalarda görüntü biraz kayıyor)
Genelde maçın gol ve önemli dakikaları anlatılır ama bir de aralarda söylenenler vardır:
- Hayrettin sahaya yeni çıktı.
- Hughes tekme atmaya başladı.
- Neden olmuyor (2. yarıda kaçan bir gol sonrası)...
(Genç arkadaşlar şaşırmasın, maçta gerçekten o reklamlar da vardı zira o dönem maç içi reklamı serbestti. O dönem yeni yayına başlayan -o dönemin- şifreli kanal CINE5'in sloganı "Reklamsız maç" idi.)
Genelde maçın gol ve önemli dakikaları anlatılır ama bir de aralarda söylenenler vardır:
- Hayrettin sahaya yeni çıktı.
- Hughes tekme atmaya başladı.
- Neden olmuyor (2. yarıda kaçan bir gol sonrası)...
(Genç arkadaşlar şaşırmasın, maçta gerçekten o reklamlar da vardı zira o dönem maç içi reklamı serbestti. O dönem yeni yayına başlayan -o dönemin- şifreli kanal CINE5'in sloganı "Reklamsız maç" idi.)
3 Eylül 2012 Pazartesi
Dün Beşiktaş'a bugün Fenerbahçe'ye mi?
2010-11 sezonunda Beşiktaş Avrupa Ligi'nde oynarken özellikle deplasmanda oynadığı Trabzonspor ve Fenerbahçe derbilerinin tarihleri konusunda TFF'yi eleştirmişti. O dönem Fenerbahçe, Trabzonspor ve Galatasaray Avrupa Kupaları'ndan elendiği için hafta içi maçları yoktu ve bu sebeple maç programları konusunda genel anlamda Beşiktaş'ın hafta içi oynadığı maçlar referans alınıyordu. (en azından Beşiktaşlılar'ın beklentisi bu yöndeydi). Beşiktaş'ın o dönem oynadığı maçların tarihlerine bakarsak:
16.09.2010 Perşembe Beşiktaş-CSKA
19.09.2010 Pazar F.Bahçe-Beşiktaş
25.09.2010 Cumartesi Beşiktaş-Antalyaspor
30.09.2010 Perşembe Rapid Wien-Beşiktaş
03.10.2010 Pazar Trabzonspor-Beşiktaş
08.10.2010 Cuma Almanya-Türkiye
Görüldüğü üzere 20-26 Eylül haftasında hafta içi maçı olmadığı halde F.Bahçe-Beşiktaş maçı Pazartesi oynatılmamış ve Beşiktaş'a 1 gün fazla dinlenme imkanı verilmemişti. Belki de TFF böylesine bir derbi maçının Pazar oynanarak daha bir ön planda olmasını ve sektörün daha fazla para kazanmasını düşünmüştü. Trabzonspor maçının Pazar oynanması ise daha makul zira ardından milli maç haftası var, milli maç takip eden Cuma günü oynanıyor ve sadece Türk Milli Takımı'na değil diğer milli takımlara giden oyuncular da olabiliyor. Hatta buna benzer bir durumda geçen sezon milli maç öncesi Pazartesi günü oynanan Gaziantepspor-Beşiktaş maçında Beşiktaş Quaresma'dan yararlanamamıştı. Peki bu sene durum nasıl?
Galatasaray ve Fenerbahçe Avrupa Kupaları'nda devam ediyor ama Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi döneminde herhangi bir derbi maçı yok. (Beşiktaş maçını oynadı, Fenerbahçe (16. hafta) ve Trabzonspor (17. hafta) maçları ise Şampiyonlar Ligi grup maçları bittikten sonra) Fenerbahçe'nin ise maç programı şu şekilde:
15-16 Eylül (Cumartesi-Pazar) F.Bahçe-Mersin İdman Yurdu
20 Eylül (Perşembe) F.Bahçe-Marsilya
23-24 Eylül (Pazar-Pazartesi) F.Bahçe-Trabzonspor
29-30 Eylül (Cumartesi-Pazar) Kasımpaşa-F.Bahçe
04 Ekim (Perşembe) B.Mönchengladbach-F.Bahçe
07 Ekim (Pazar) F.Bahçe-Beşiktaş
12 Ekim (Cuma) Türkiye-Romanya
Görüldüğü üzere 24-30 Eylül haftasında hafta içi Fenerbahçe'nin herhangi bir maçı yok. TFF'nin Fenerbahçe-Trabzonspor maçını Pazar mı yoksa Pazartesi mi oynatacağı konusunda merak içindeyim. Kişisel fikrim Pazartesi olmasının daha mantıklı olduğu yönünde. Bakalım o dönemki maç programına itiraz eden Beşiktaş camiasının yine o dönemdeki yöneticileri bugün TFF yönetiminde nasıl bir uygulamaya gidecekler? Bu maçtan 2 hafta sonraki F.Bahçe-Beşiktaş maçının tarihi ise -takip eden Cuma günü olan milli maçı da dikkate alırsak- büyük ihtimalle 07 Ekim Pazar olacak.
Sonuç olarak 2 sezon önce Beşiktaş'ın düştüğü duruma bu sezon da Fenerbahçe düştü. Bakalım önümüzdeki günlerde maç programı nasıl olacak ve daha da merak ettiğim kulüpler buna nasıl bir tepki gösterecek?
Not: O sezon Trabzonspor-Fenerbahçe maçının Pazartesi oynandığına dair cevaplar/eleştiriler gelebilir. O durumu peşinen açıklayayım:
19.08.2010 Perşembe PAOK-F.Bahçe
19.08.2010 Perşembe Liverpool-Trabzonspor
23.08.2010 Pazartesi Trabzonspor-F.Bahçe
26.08.2010 Perşembe F.Bahçe-PAOK
26.08.2010 Perşembe Trabzonspor-Liverpool
Görüleceği üzere Trabzonspor ve F.Bahçe ilk maçı deplasmanda oynuyorlar ve doğal olarak 2 takım da lig maçı iç sahadaki maça daha yakın tarihte oynanmış.
16.09.2010 Perşembe Beşiktaş-CSKA
19.09.2010 Pazar F.Bahçe-Beşiktaş
25.09.2010 Cumartesi Beşiktaş-Antalyaspor
30.09.2010 Perşembe Rapid Wien-Beşiktaş
03.10.2010 Pazar Trabzonspor-Beşiktaş
08.10.2010 Cuma Almanya-Türkiye
Görüldüğü üzere 20-26 Eylül haftasında hafta içi maçı olmadığı halde F.Bahçe-Beşiktaş maçı Pazartesi oynatılmamış ve Beşiktaş'a 1 gün fazla dinlenme imkanı verilmemişti. Belki de TFF böylesine bir derbi maçının Pazar oynanarak daha bir ön planda olmasını ve sektörün daha fazla para kazanmasını düşünmüştü. Trabzonspor maçının Pazar oynanması ise daha makul zira ardından milli maç haftası var, milli maç takip eden Cuma günü oynanıyor ve sadece Türk Milli Takımı'na değil diğer milli takımlara giden oyuncular da olabiliyor. Hatta buna benzer bir durumda geçen sezon milli maç öncesi Pazartesi günü oynanan Gaziantepspor-Beşiktaş maçında Beşiktaş Quaresma'dan yararlanamamıştı. Peki bu sene durum nasıl?
Galatasaray ve Fenerbahçe Avrupa Kupaları'nda devam ediyor ama Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi döneminde herhangi bir derbi maçı yok. (Beşiktaş maçını oynadı, Fenerbahçe (16. hafta) ve Trabzonspor (17. hafta) maçları ise Şampiyonlar Ligi grup maçları bittikten sonra) Fenerbahçe'nin ise maç programı şu şekilde:
15-16 Eylül (Cumartesi-Pazar) F.Bahçe-Mersin İdman Yurdu
20 Eylül (Perşembe) F.Bahçe-Marsilya
23-24 Eylül (Pazar-Pazartesi) F.Bahçe-Trabzonspor
29-30 Eylül (Cumartesi-Pazar) Kasımpaşa-F.Bahçe
04 Ekim (Perşembe) B.Mönchengladbach-F.Bahçe
07 Ekim (Pazar) F.Bahçe-Beşiktaş
12 Ekim (Cuma) Türkiye-Romanya
Görüldüğü üzere 24-30 Eylül haftasında hafta içi Fenerbahçe'nin herhangi bir maçı yok. TFF'nin Fenerbahçe-Trabzonspor maçını Pazar mı yoksa Pazartesi mi oynatacağı konusunda merak içindeyim. Kişisel fikrim Pazartesi olmasının daha mantıklı olduğu yönünde. Bakalım o dönemki maç programına itiraz eden Beşiktaş camiasının yine o dönemdeki yöneticileri bugün TFF yönetiminde nasıl bir uygulamaya gidecekler? Bu maçtan 2 hafta sonraki F.Bahçe-Beşiktaş maçının tarihi ise -takip eden Cuma günü olan milli maçı da dikkate alırsak- büyük ihtimalle 07 Ekim Pazar olacak.
Sonuç olarak 2 sezon önce Beşiktaş'ın düştüğü duruma bu sezon da Fenerbahçe düştü. Bakalım önümüzdeki günlerde maç programı nasıl olacak ve daha da merak ettiğim kulüpler buna nasıl bir tepki gösterecek?
Not: O sezon Trabzonspor-Fenerbahçe maçının Pazartesi oynandığına dair cevaplar/eleştiriler gelebilir. O durumu peşinen açıklayayım:
19.08.2010 Perşembe PAOK-F.Bahçe
19.08.2010 Perşembe Liverpool-Trabzonspor
23.08.2010 Pazartesi Trabzonspor-F.Bahçe
26.08.2010 Perşembe F.Bahçe-PAOK
26.08.2010 Perşembe Trabzonspor-Liverpool
Görüleceği üzere Trabzonspor ve F.Bahçe ilk maçı deplasmanda oynuyorlar ve doğal olarak 2 takım da lig maçı iç sahadaki maça daha yakın tarihte oynanmış.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)