7 Mart 2011 Pazartesi

Derbi: Cuma günü olması ilk değil

Galatasaray-Fenerbahçe maçının 18 Mart Cuma gününe programlanması, Cuma günü derbi mi olur sorusunu gündeme getirdi. Geçmişe baktığımızda derbilerin bir kaç defa sebepli-sebepsiz Cuma günü oynatıldığını görüyoruz:
1995-96 22 Mart Galatasaray-Fenerbahçe: Yine bir 26. Hafta maçı. Souness yönetiminde lig için iddiası kalmamış Galatasaray ile şampiyonluk için çekişen Fenerbahçe'nin o dönem patates tarlasını andıran Ali Sami Yen'de oynadıkları maç. Bu maçın neden Cuma oynandığını hatırlamıyorum. (Sonrasında Türkiye-Avrupa Kupası maçı da yok). Galatasaray 2-0 kazanmıştı

1996-97 15 Kasım Galatasaray-Beşiktaş
Takip eden Salı günü Valencia ile UEFA Kupası 3. turu ilk maçında deplasmanda oynaması nedeniyle Cuma günü oynandığını düşündüğüm karşılaşma olmuştur. Maç Hakan Şükür ve Ertuğrul Sağlam'ın karşılıklı golleriyle 2-2 bitmişti.

1997-98 5 Eylül Fenerbahçe-Galatasaray:
1997-98 5 Eylül Beşiktaş-Trabzonspor:
Bu 2 maçın Cuma günü oynanmasının sebebi ise sonraki hafta arasında San Marino maçının olması. Fakat daha da ilginç olanı bu maçların 2'sinin de 90 dakika televizyon yayınının bulunmaması. Çünkü o dönemde F.Bahçe ve Beşiktaş BİMAŞ kanalları ile anlaşıp havuz dışında yer almayı reddetmişlerdi. Bu sebepten bu maçların 3 dakikalık görüntüleri yayınlandı. Hatta F.Bahçe'nin o sene 2 maç hariç iç saha maçlarına kamera dahi girmedi. İlginç ki ne ilginç. Bu arada maçları Fenerbahçe 3-1, Beşiktaş ise 3-0 kazandı.

1999-2000 14 Nisan Beşiktaş-Galatasaray:
Bu maçın Cuma oynanmasının sebebi ise ertesinde 20 Nisan'da Galatasaray'ın Leeds deplasmanı olmasıydı. Fevzi'nin ayağının altından kaçırdığı topla hatırlanan maç 1-1 bitmiş, Galatasaray şampiyonluk yolunda büyük avantaj sağlamıştı.

31 Ekim 2003 Beşiktaş-Galatasaray
Ertesinde Beşiktaş’ın Sparta Prag’ı konuk edeceği ve Galatasaray’ın da Olympiakos deplasmanına gideceği karşılaşma her 2 takımın da dinlenebilmesi adına Cuma günü oynanmıştı. Maçın skoru 0-0'dı.

27 Şubat 2011 Pazar

Trabzonspor-Kayserispor maçının ardından

Maçın skoru ve gollerin sıralaması 1998-1999 sezonu Galatasaray-İstanbulspor maçını anımsatmıştır. Ligin 21. haftasında oynanan maçta son 10 dakikaya 2-1 önde giren Galatasaray normal süre dolduğunda 3-2 yenik duruma düşmüştü. Ardından 90+2'de gelen golle beraberliği yakalamış, hatta sonra da 1 topu direkten dönmüştü. Skorun gelişimi de bugünkü gibiydi. Ayrıca o günkü İstanbulspor kadrosunda Aykut Kocaman da yer alıyor ve o gün forma giyiyordu.
Bir de Fenerbahçe-Schalke maçı var ancak oradaki skor gelişimi biraz daha farklı olmuştu.

Matematiği böyle kullanmayın

Bugünkü ajanslarda yer alan haberlerden biri de Aykut Kocaman'lı Fenerbahçe'nin performansının Daum'lu takımdan 6 puan daha iyi olduğu şeklinde. Sayılar bir çok şeyi gösterirancak onları işinize geldiği gibi göstermemek gerekir. Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe'nin ortalama puanının en kötü olduğu haftanın seçilmiş olması işin arkada kalan tarafı. 23.haftalarda Daum 1,96 puan ortalaması ile oynarken bu sene Aykut Kocaman'ın ekibi 2,22 puan topladı. Sezon sonu ise ulaşılan puan 2,18 olmuştu. Kalan 11 haftada bu ortalamaya ulaşmak için kalan kredi 10 puan.
Benzer yönde hareketi Aykut Kocaman sezon başında "Alex ile son 5 sezonda 1 şampiyonluk yaşandı" sözüyle yapmıştı. Çünkü Alex ile toplamda 6 sezonda 2 şampiyonluk kazanılmıştı. Geçen sene Rijkaard da "Bir önceki sezon 5. olan takım, bu sene 3.oldu" demişti.

24 Şubat 2011 Perşembe

Fikstür Avantajı 22. Hafta 2010-11


Spor Toto Süper Lig 21. Haftada oynanan maçlar sonunda lig sonu için hesaplanan puan cetveli üstteki halini almıştır. Hesaplama sistemi http://mucahitsarnik.blogspot.com/2011/01/fikstur-avantaj-18-hafta-sonu.html adresindeki yazıda ayrıntılı şekilde bulunabilir.

Not: G.Birliği alt gruptan orta gruba terfi ettirilmiştir.

20 Şubat 2011 Pazar

Kural Sorgulaması 2

Basketboldaki bir takımın faul limiti kuralı gibi, futbolda da belli sayıda faul karşılığında ceza uygulamasına gidilmelidir. Örneğin bir takım yaptığı 8 (rakam farklı da olabilir) faul karşılığında eğer hiç sarı/kırmızı kart görmediyse rakip takım lehine penaltı/serbest vuruş gibi bir uygulamaya gidilebilir. Bu ceza uygulaması sert oyunculardan ziyade sert oynayan takımlara karşıdır. Bunun bir örneği kart sayısı belli bir sayıdan fazla olan takımlara para cezası verilmesi şeklinde uygulanmaktadır.

Önerdiğim cezanın şekli konusunda daha değişik uygulamalara da gidilebilir ancak temel felsefe sertliğe karşı takımları cezalandırmaktır.

15 Şubat 2011 Salı

İbrahim, "Üzülme"

Kafamdaki oyun planına bir türlü uyduramadığım oyuncu İbrahim. Özellikle hücumda hakemlerin görmediği taraftan rakibini çekerek kendini ona yapıştıran hareketleri ile zaman zaman faul aldıran. Ancak savunmada yaptığında da mesela Danimarka deplasmanında rakibe penaltı kazandıran ve muhtemel bir galibiyetin önünü tıkayan hareket. Hala gözümün önünden gitmiyor. Daha fazlasını da söyleyebiliriz...

Ama bunların hiç birisi onun "Bayrak adam" rolünü kafamdan silmiyor. Bayrak adam kavramının yok oluş sürecini izleyebilen bizim kuşağın gördüğü son temsilcilerdendi. Beşiktaş'ta oynadığı süreyi bir kulüpte geçirmiş ve şu anda Süper Lig'de oynayan başka oyuncu yokken, onu sadece çalışkan, istikrarlı olarak tanımlamak yetmiyor. "X kuşağı"nın bir temsilcisi olarak belki de "Y kuşağı" tarafından algılanamayan bir kişilik. 2000 yılındaki Beşiktaş-Barcelona maçı bana yeni başlayan üniversite ve yurt hayatımı anımsatırken bir yandan da İbrahim'in rakibin sağ kanadını sürklase edişini gözümün önüne getiriyor.

Dünkü olayla ilgili teknik direktörün raporunun etkili olduğu söylenirken aklıma şu geliyor: Schuster bu oyuncunun sözleşmesinin feshedilmesini istediğine göre yarın stadın yapımına da karışır mı veya kulübün kullanacağı kredinin miktarına? Bir maaşlı çalışan kulübün aldığı bu tarz bir kararda en büyük etkense -ne derece etken olduğunu bilmiyorum- problem sandığımızdan da ciddidir.

Ayrıca bir oyuncunun sözleşmesini tek taraflı feshetmeniz onun Beşiktaş kulübünde bulunmasının doğru olmadığına karar vermeniz demektir. Bu noktadan sonra oyuncu artık serbesttir. "Kovduktan" sonra oyuncu ile kulübün tesislerinde basın toplantısı yapmak hangi mantığa sığar?

Ya peki kulübün demokratik kuralları olduğunu söyleyip de (2 gün önce belirttiği federasyonun demokratik olmamasına gönderme yaparak), bugün son maçta federasyondan jübile için özel izin istenmesi hangi demokratik anlayışa sığar? Jübile yapmayı bu kadar çok istiyorsan bunu o sözleşmeyi feshetmeden önce düşünecektiniz. Ha bu arada başkan, Beşiktaş'ın son maçı Gaziantepspor ile deplasmanda.